CEREN-ECE

Sağlık üzerine faydalı bilgilerin derlendiği bir blogdur.

Hakkımda

avatar

Son Yorumlar
Bağlantılarım

    Kolesterol üzüm çekirdeğiyle düşer mi?

    Bazı kolestrol hastaları ilaçları bir yana bırakıp bitkisel kaynaklardan çözüm umuyor. Peki bu ne kadar doğru?
     

    Kolesterol ilaçlarının hastalara yararlı mı yoksa zararlı mı olduğu konusu uzun süreden beri bitmeyen bir tartışma konusu.

    Bu tartışmadan olumsuz etkilenen bazı yüksek kolesterol hastaları, ilaçlardan uzaklaşıp bitkisel yollara başvuruyorlar.

    Muzdan üzüm çekirdeğine kadar farklı bitkilerle kolesterollerini düşürmeye çalışıyorlar. Oysa uzmanın önermesine rağmen ilaçlarını bırakarak yalnızca bitkisel yolla kolesterolü düşürmeye çalışmak çeşitli sağlık risklerine davetiye çıkarmak anlamına gelebiliyor.

    Acıbadem Kadıköy Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, kolesterolün düşürmesindeki birincil yaklaşımın önce dengeli, düzenli beslenme ve spor formülüyle aşılmaya çalışılmasının önemine değinerek, “Eğer bu önlemlere rağmen kolesterol değerleri düşmüyorsa ilaca başlanabilir. En son bilimsel çalışmaların ışığında kolesterol ilaçlarının doğru hastada kullanıldığında kalp krizini önlemede büyük rol oynadıklarını biliyoruz” diyor.

    İlaç almadan bitkisel yollarla kolesterolünü düşürmeye çalışanları ise çeşitli sağlık tehlikeleri bekliyor.

    Kolesterolü düşürmesi amacıyla ister üzüm çekirdeği ya da başka bitkilerin tüketilmesinin zararlı olabileceğine değinen Prof. Dr. Sinan Dağdelen, şunları söylüyor:

    • Üzümü ya da başka bitkisel ürünleri normal bir gıda alır gibi tükettiğinizde, sık sık ve fazla miktarda yemediğinizde bir zararı olmayabilir. Ancak üzüm çekirdeğini ya da başka bir bitkisel ürünü her gün tedavi edici maksatla düzenli olarak kullanıyorsanız o artık bir ilaçtır. Hepsinin yan etkileri vardır. Üzüm çekirdeğinde veya kabuğunda bulunan proantosiyanidin ve reservatrol denilen maddelerin özellikle hayvanlar üzerinde yapılmış çalışmalarında, kötü kolesterolün oksidasyonunu azaltıcı ve safrada yağ miktarını artırmak gibi etkileri gösterilmiştir. Üstelik kanıtlanmış klinik yararları kesin değildir. Bu konuda yeterli ve geniş kapsamlı araştırma bulunmamaktadır.
    Her gün aşırı muz yerseniz kalbinizi durdurabilirsiniz. İlaçların da bir kısmı bitkisel kaynaklıdır, bir şeyi her gün ve tedavi edici maksat ile alıyorsanız o artık bir ilaç olur. Normal bir insan haftada 2-3 muz tüketebilir, ancak bunun üzerinde aşırı muz tüketimi kanda bazı mineralleri toksik (toksik) seviyelere çıkartabilir.
    • Her gün sarımsak yerseniz tansiyon düşmesinden mağdur olursunuz. Bir meyve veya sebzeyi gündelik hayatta normal olarak tüketebilirsiniz, ancak sırf iyi gelecek diye abartılı tüketmek yanlıştır. Her gün doğal besin olarak arzu ediliyor ise 1-2 diş sarımsak tüketilebilir. Ancak bunu tedavi edici maksatla düzenli ve aşırı miktarlarda almak, yokuş aşağı giden direksiyonsuz bir araca benzer. Unutulmamalıdır ki her besinin faydaları vardır, ama yanlış kullanımlarının önemli yan etkileri vardır.
    Bilim adamı olmayan, tedavi yetkisi bulunmayanlar kişilerin , hekimlerin işleriyle ilgili yaklaşımlarda bulunmamaları lazımdır. “Efendim bitkiseldir ve bu nedenle yan etkisi hiç yoktur” yaklaşımı yanlıştır ve hiçbir bilim adamı bu ifadeyi zaten kulanmaz.
    Biz kullandığımız ilaçların yan etkilerini biliyoruz hastaya verirken de bunları göz önünde bulunduruyoruz.

    Kolesterol Yüksek Kalırsa, Cinsel Organ Damarları Bile Tıkanıyor
    Kolesterol yüksekliği belli derecelerin üzerine çıkınca belli yaşlarda, belli şartlarda kişilerin hayatını tehdit ediyor, belki başını ağrıtmıyor, görmesinde bozukluk ya da midesinde bulantı yapmıyor ama kolesterol yüksekliği aylar, yıllar içinde damarlara hasar veriyor. Damar hücrelerinin fonksiyonlarını bozuyor, tehdit ediyor. Beyin, göz damarları, cinsel organ, böbrek, kalp damarlarında tıkanmaya yol açıyor.
    Vücudun en iyi ilacının kan olduğunu, organlara sağlıklı bir şekilde kan gittiği zaman kanın adeta ilaç etkisi yaptığını vurgulayan Prof. Dr. Sinan Dağdelen şu bilgileri verdi:
    “Kalp, beyin damarlarına kan gitmezse felç olur, göze gitmezse körlük olur. Tüm bu sonuçlar milyonlarca kişinin üzerinde yapılan araştırmaların sonucunda ortaya çıkmış ve dünya bilimsel otoritelerinin ortak görüşüdür.”

    Diyet ve Sporla Düşmeyen Kolesterolü İlaç Düşürüyor
    Kolesterol sorununun çözülebilmesi için hastalara kilo verdirip spor yaptırmak gerekiyor. Eğer bunlar yeterli gelmiyorsa ilaç tedavisine başladıklarını anlatan Prof. Dr. Sinan Dağdelen, “Eğer verilen ilacın dozu yeterli gelmiyorsa ikinci bir ilaca başlamak gerekebilir. Değişmez bir gerçek vardır, hangi yöntemi denerseniz deneyin kolesterolü normal sınırlara çekmek gerekiyor. Bazı hastalarda kolesterol seviyeleri o kadar yüksektir ki, ne diyetle ne de sporla düşmez. Bu durumda hastaya doğrudan ilaç tedavisi verirsiniz” diyor.

    www.internethaber.com

    Galatasaraylılar neden seviniyor

    Yukarıda Hıncal Uluç'un FB ve GS yorumunu izleyin

    Fenerbahçemizi Kutluyorum.

    Şampiyonlar  Ligine katılacak olan Fenerbahçemizi kutluyorum.

    Bursasporu Şampiyon yaparak tarihe geçiren Fenerbahçemizi kutluyorum.

    Şampiyonluğu son maçta mükemmel oynamasına rağmen kaçırarak, kendi takımlarının başarısızlığını

    Bursanın şampiyonluğu ile örten ezeli rakipleri sevindirdiği için kutluyorum.

    Yedi düvele karşı savaşarak ,son maçta bile çok iddalı rakibiyle boguşan takımımızı kutluyorum.

    Her zaman Her Yerde Büyüksün Fenerbahçem.

    acan07.

    Aşağıda Rıdvan Dilmenin milliyetteki yazısı durumu çok iyi anlatıyor..

    Rıdvan Dilmen .rdilmen@milliyet.com.tr

     

    Dramatik bir son

    Benim futbol oynadığım yıllar da dahil olmak üzere ben Fenerbahçe’nin bu kadar rahat oynadığı bir maça şahit olmadım

    17 Mayıs 2010

     

    Benim futbol oynadığım yıllar da dahil olmak üzere ben Fenerbahçe’nin bu kadar rahat oynadığı bir maça şahit olmadım

    Fenerbahçe’yi son 20 yılda bir maçta bu kadar pozisyona girerken görmemiştim. En az 20 tane gol fırsatı yakaladılar ama maç 1-1 sona erdi. Gerçekten inanılır gibi değil...
    Şükrü Saracoğlu Stadı’nda şampiyonluk maçına çıkan Fenerbahçeli futbolcular her şeyi yaptılar ama meşin yuvarlağı iki kale direğinin içinden geçiremediler. Aslında böyle bir maça teknik analiz yapmak doğru değil. Çünkü Trabzonspor hiç direnemedi. Kaleci Onur’un kurtarışları, direkten dönen toplar, oyuncuların altı pastan kaçırdıkları, hakikaten çok şaşırtıcı. Minyatür kale maç gibi geçti doksan dakika. Düşünün Gökhan Gönül 30 kez Trabzonspor ceza alanının içindeydi.
    Benim futbol oynadığım yıllar da dahil olmak üzere ben Fenerbahçe’nin bu kadar rahat oynadığı bir maça şahit olmadım. Dün gece çok farklı bir olay yaşandı. Düşünün Alex gibi bir oyuncunun gözü kapalı atabileceği golleri kaçırmasının izahı yok. Bir daha da kolay kolay yaşanacağını sanmıyorum. Hem Fenerbahçe taraftarı, hem de futbolcular için dramatik bir son oldu.
    Fenerbahçe daha önce Denizli’de de şampiyonluk kaybetti ama bu kadar pozisyon bulamamıştı. Bu kez basketbol maçı gibi bir karşılaşma oynadılar. Her atak tehlikeye dönüştü.
    Sonuçta sürpriz bir şampiyon çıktı. Artık beşinci büyük de ligimize geldi. Bursaspor’u kutlamak gerek. Ertuğrul Sağlam ve öğrencileri bir mucizeyi başardılar. Bu büyük başarıda emeği geçen herkesi kutlamak gerek.

    www.milliyet.com.tr

    Kalp sağlığı için faydalı 10 besin

     

    Sağlıklı kalp için 10 besin Alman beslenme uzmanı Sven-David Müller, kalp sağlığına iyi gelen besinleri sıraladı:

    ELMA: İçindeki petkinin, kolestrolü azaltan bir etkisi var.

    KURU KAYISI: Barındırdığı potasyum tansiyonu düşürür.

    ENGİNAR: Karaciğerin kolestrolle mücadele etmesi için gerekli enzimler barındırıyor.

    BROKOLİ: Antioksidan oranı yüksek olan brokoli, damarları temizler, iltihapları azaltır.

    BÖĞÜRTLEN: Anthocyanin isimli pigmentler kan akışına, kan basıncına ve damarlara olumlu etki yapar.

    ESMER BUĞDAY: İçinde kan damarlarının ensekliğini sağlayan amino asit vardır.

    KÖRİ: Bir ilaç gibi kolestrolü düşürür.

    FISTIK: Doymamış yağ asiti, kalp-damar hastalıklarını azaltır.

    DOMATES: İçindeki likopen kalp krizi riskini ve kan yağlarının olumsuz etkisini yok eder.

    ÇİKOLATA: Kakaoda bulunan flavonollar tansiyonu düşürür, kalp krizini engeller. Günde 6 gram çikolata tavsiye ediliyor.

    Türkiye’de 35-70 yaşın yüzde 52’si obez

    Dünyada 17 ülkede devam eden ve on iki yıllık ileriye dönük epidemiyolojik bir araştırma olan “PURE” çalışmasının ilk sonuçları belli oldu. Türkiye ayağı Metabolik Sendrom Derneği tarafından yürütülen çalışmada kırsal ve kentsel bölgeden ve düşük, orta, yüksek ekonomik gruplardan 35-70 yaş arası 2 bin 463 kadın, bin 594 erkek kişi alındı. PURE Koordinatörü Aytekin Oğuz’un verdiği bilgiye göre 35-70 yaş aralığında yüzde 14,7 oranında diyabet görülüyor. Pre-diyabeti olan yani gizli şekeri olanların oranı ise yüzde 9,6. Diyabeti ve pre-diyabeti olan kişilerin oranı yüzde 24-25 civarında bulunuyor. 35 yaş üstü 4 kişiden birinin kan şekeri değerleri normal sınırında değil. Her 4 diyabetliden 3’ü kan şekerini kontrol edemiyor. 35-70 yaş arasındaki nüfusun yüzde 52’si obez ve yüzde 34’ünün fazla kilolu çıkıyor. Kilosu normal değerlerde olanlarının oranın ise yüzde 13,6’larda kalıyor.

    www.bugun.com.tr

    Tansiyona,Şeker Hastalığına Bitkisel Kürler

    Tansiyona, karaciğere, şeker hastalarına, saç dökülmesine, iktidarsızlığa, daha bir çok derde deva olan kürler...
    TANSİYONU DÜŞÜRMENİN YOLU

    Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu tansiyonu ve şekeri düşürmek için beyaz lahana kürü öneriyor. Bu kürün hazırlanışı da şöyle;

    Tarlada yetişen beyaz lahanının özellikle ilk 4-5 yaprağını yarım litre suda 15 dakika kaynattıktan sonra ılımaya bırakın.

    Sabah ve akşam olmak üzere aç ya da tok karınına birer su bardağı için. Bu kür yüksek tansiyonu olanların tansiyonunu düşürerek normal seviyede tutulmasına yardımcı olur. Lahana kürü aynı zamanda şeker hastalarının şekerini dengede tutar.

    TOKSİN ATMAK İÇİN LAHANA KÜRÜ

    Beyaz lahananın toksin atıcı ve kolon kanserini önleyici özelliğinden faydalanabilmek için, kaynayan yarım litre suya 6-7 adet beyaz lahana yaprağı parçalamadan (tüm olarak) konularak, on dakika ağzı kapalı olarak kısık ateşte haşlanır, sabah ve akşam olmak üzere aç ya da tok karına birer su bardağı içilir.

    Bu uygulamaya toplam beş gün devam edilir. Beş gün uygulandıktan sonra üç gün ara verilirerek tekrar beş gün uygulanır. Böylece toplam on günlük kür tamamlanmış olur.

    Bu kürü uygulamaya başladığınızın ikinci ya da üçüncü günden sonra vücudunuzun terlediğini ve özellikle de yüz kısmınızda yağlı yağlı terlediğinizi görüreceksiniz. Bu kürü uyguladığınız dönemlerde daha sık banyo ya da duş yapmanız sizi hem daha çok rahatlatacaktır hem de deri gözenekleriniz açıldığı için daha rahat toksinli-yağ atmanıza yardımcı olacaktır. Unutmayın ki, toksin atan vücut kendini yeniler.

    ŞEKER HASTALARINA ÖZEL KÜR

    1 adet kabuk tarçını 1 su bardağı kaynar suya atın.% dakika kaynatın. (daha fazla ya da az değil yalnız 5 dakika) İçine tarçından başka hiç birşey katılmayacak.

    1 haftada 3 ya da 4 gün ve günde bir bardak içilecek.

    Uyulması gerekenler :

    -Kabuk tarçın içinde küf veya mantar oluşmuş olma ihtimaline karşı kullanılmadan önce kırılarak soğuk su ile yıkanmalı.

    -1 bardak su ve 1 adet kabuk tarçından başka hiçbir şey kullanılmayacak

    -Hiç bir tatlandırıcı kullanılmayacak

    -Etkisini arttırır düşüncesiyle başka bir şey ilave edilmeyecek

    -Bu yöntem kan şekerini düşürmek amacıyla kullanılmamalı.

    KARACİĞER YAĞLANMASINA KARŞI

    MAYDONOZ LİMON KÜRÜ

    Karaciğer yağlanması (Hepatosteatoz) için mükemmel bir yardımcı tedavi maydanoz-limon kürü uygulamasıdır.

    Maydanoz-Limon kürünün uygulama şekli : Saplı olarak 15-16 adet taze maydanozu mutfak robotuna yada blendera eliniz ile biraz parçalayarak koyun ve üstüne yarım limon suyu (iki yemek kaşığı) ve yarım bardak su ilave edin.

    Mutfak robotunuzu çalıştırın, iyice karıştırarak sabah kahvaltısından yarım saat önce aç karnına tamamını için. En erken yarım saat sonra kahvaltıya başlayabilirsiniz. Onbeş gün ara vermeden her gün sabah bu kürü uygulayın ve onbeş günlük uygulamadan sonra bir hafta ara verin.

    Bir hafta ara verdikten sonra tekrar onbeş gün aynı şekilde uygulayın ve kürü sonlandırın. Beş-altı ay sonra durumunuza göre bu kürü aynı şekilde tekrar edebilirsiniz.

    ORTA VE İLERİ DERECE İÇİN

    Eğer,orta ya da ileri derecede karaciğer yağlanması söz konusu ise, Maydanoz Limon kürüne paralel olarak aynı günün akşam yemeğinden iki saat sonra lavanta kürü de uygulanmalıdır.

    Yılda 2-3 kez uygulanacak Maydanoz-Limon kürü ile karaciğer yağlanmasını önlemiş olursunuz. Karaciğer yağlanması fibroz ya da siroza dönüşebilmekte veya karaciğer kanserine neden olabilmektedir. Bu kürle hem karaciğer yağlanması önlenir hem de karaciğer arındırılır.

    Dikkat: Hiç bir kürü alışkanlık haline getirmeyiniz ve sürekli uygulamayınız. Uyarı: Hekim kontrol ve önerilerini ihmal etmeyiniz.

    BASUR VE HEMOROİD İÇİN DEREOTU

    Sabah, öğle ve akşam yemeklerinden 15 dakika önce aç karnına, 1 yemek kaşığı dolusu taze yeşil dereotunu bir kaç kez çiğnedikten sonra 2-3 yudum su ile yutun.

    Basura karşı mükemmel bir çözüm getirmektedir. Bir ay boyunca uygulanmalıdır.

    ADET DÖNEMİ SANCILARINA

    DOĞAL ÇÖZÜM...

    25 -30 adet kiraz sapı 1 bardak suda 5 dakika kaynatılarak elde edilen suyu içmek adet dönemi sancılarını giderir.

    Kullanılacak kiraz sapları gölgede kurutulmuş olmalı. Kiraz saplarının rengi koyu kahverengi olmuşsa ve incelmişse bunların etkisi kalmamış demektir kesinlikle kullanmayın, hiçbir faydası olmaz.

    Kirazın diğer faydaları :

    * Kanı sulandırır

    * Kanı temizler, böbrek yetmezliği için çok faydalıdır

    * Günde 1 avuç yenildiğinde zayıflamaya yardımcıdır

    * Baş ağrısına karşı etkilidir. 20 tanesi bir aspirine eşdeğer.

    BAŞ AĞRISI VE MİGREN İÇİN ÇÖZÜM

    Migren için Prof. Saraçoğlu biberiye bitkisini öneriyor. Ancak, bu bitkinin doğru türünün kullanılması şart.

    Biberiye kürünün uygulanışı:

    Bir su bardağı su kaynatın. Su kaynadıktan sonra 1 tatlı kaşığı biberiye bitkisini kaynayan suya ilave edin. 4 dakika kısık ateşte kaynatın. 4.dakika dolduğunda ocaktan indirip ılınmasını bekleyiniz. Ilınınca, süzerek yudum yudum içiniz.

    İlk birinci hafta her gün 3 kez taze hazırlanıp şeker ilave etmeden içilmelidir. İkinci haftadan sonra günde sadece 2 kez taze hazırlanarak bir ay boyunca içilmelidir.

    Daha sonra şikâyetlerin doğrultusunda kür tekrar edilebilir.

    VİAGRA'DAN DAHA ETKİLİ

    Keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık için viagranın bir gecelik getirdiği çözüme karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir. Aksine, iktidarsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir. Dönem dönem uygulanacak kür ile de iktidarsızlığı ortadan kaldırabilmektedir. İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri bir kür.

    YAN TESİRİ YOK

    Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama, iktidarsızlık şikayetleri olan erkekler için ideal bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirebilmektedir. Viagranın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur.

    ACELE ETMEYİN ZAMANI BEKLEYİN

    Keçiboynuzu kürü uygulanırken, iktidarsızlığa karşı etken olan etkin maddelerinin önce vücutta depolanmaları gerekir. Bu etkin maddeler, vücutta ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra, hücre içindeki transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek (uyararak) etkisini göstermeye başlarlar.

    Bu nedenle bitkisel kürü uygularken sabırlı olmak gerekir.

    UYARI:  Bu kürü uygulamak isteyen şeker hastalarının önce hekimlerine danışmaları gerekir. Çünkü keçiboynuzu fazla miktarda şeker içermektedir.

    İKTİDARSIZLIK İÇİN KEÇİBOYNUZU KÜRÜ: Yaklaşık yarım litre suyu kaynattıktan sonra 6–7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak kaynayan suyun içine atın. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatın.

    3 dakika kaynadıktan sonra sonra ocağın altını kapatın ve 20 dakika dinlendiriniz. 20 dakika dinlendirdikten sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartın.

    Elde edilen su soğuduktan sonra yarısını sabah aç karnına, diğer yarısını da akşam yatağa giderken için.

    Bir hafta boyunca bu uygulamaya hergün devam edin. Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca hergün akşam yatağa giderken bir su bardağı için. Daha sonraki aylarda ise zaman zaman uygulayın.

    KİLO ALMAK İSTEYEN BAYANLAR İÇİN

    DOĞAL BESLENME FORMÜLÜ

    Bir hafta boyunca, sabah kahvaltısı ile öğlen yemeği arasında yarım bardak su ile çiğnemeden üç-dört adet karanfil yutulur. Yedi gün tamamlandıktan sonra aşağıdaki kurallara uyularak küre başlanır.

    PİŞMİŞ DOMATES: Tüketeceğiniz her tür etle birlikte (koyun, dana, balık veya tavuk hangisi olursa olsun) mutlaka orta boy büyüklüğünde ızgarası yapılmışya da pişmiş domates tüketilmesi gerekir.

    NORMAL EKMEK: Öğünlerinizde sadece normal buğday ekmeği tüketin (beyaz ekmek, kepeksiz). Her gün bir ay boyunca on-onbeş tane antep fıstığı tüketin.

    SEBZE VE MEYVE: Meyvelerden daha çok taze beyaz üzüm ve muz tercih edin. Her öğlen yemeğinde mutlaka bir tane haşlanmış patates tüketin. Acı olmamak şartıyla salatanızda sivri veya dolmalık biber bir ay boyunca eksik olmamalıdır.

    Her akşam yemeğinden iki saat sonra, bir fincan melisa çayı için. Hangi meyveyi yerseniz yeyin mutlaka yarım kase yoğurdun içerisine doğradıktan sonra tüketin.

    Hangi tatlı olursa olsun, mutlaka üzerine bol tarçın serperek yenilmelidir. Kendiniz evinizde kek veya süt ürünlerinden tatlı yapıyorsanız içine mutlaka biraz fazla tarçın ilave edin. İş yerinizde veya evinizde, sofraya yalnız oturmayınız.

    Her gün 20 dakika mutlaka yürüyüş yapınız. Zamanı önemli değil. Ancak, her gün bir ay boyunca, aynı saatlerde yürüyüş yapmaya özen gösterin.

    Yasaklar

    *Günde iki bardaktan fazla çay içilmemelidir. Kahve ancak 1 tane.

    *Turşu, karabiber, acı biber ve sütten uzak durunuz .

    *En az iki ay boyunca, bezelye, nohut, ıspanak, karnabahar ve brüksel lahanası tüketilmemelidir.

    *Her türlü kaymak ve katı yağ kullanımından uzak durulmalıdır.

    KİLO ALMAK İSTEYEN ERKEKLER

    İÇİN DOĞAL KÜR

    Bir hafta boyunca, sabah kahvaltısı ile öğlen yemeği arasında bir su bardağı kaynatılmış sıcak suda baş parmak büyüklüğünde iki adet kök zencefil 6 dakika demlenip içilir. Öğütülmüş kök zencefil bu amaç için uygun değildir.

    KEKİK: Tüketeceğiniz her türlü etin (koyun, dana, balık veya tavuk hangisi olursa olsun) , üzerine mutlaka bolca kekik serpip tüketin. Öğünlerinizde sadece normal buğday ekmeği tüketin (beyaz ekmek, kepeksiz).

    ANTEP FISTIĞI: Her gün bir ay boyunca on-onbeş tane antep fıstığı tüketin. Meyvelerden daha çok taze beyaz üzüm ve muzu tercih edin. Her öğlen yemeğinde mutlaka bir tane haşlanmış patates tüketilmelidir. Patatesi tüketirken üzerine mutlaka kimyon serpilmelidir.

    KUŞBURNU ÇAYI: Acı olmamak şartıyla salatanızda sivri veya dolmalık biber bir ay boyunca hiç eksik olmamalıdır. Her akşam yemeğinden iki saat sonra, bir fincan kuşburnu çayı içilmelidir.

    TATLIYA LİMON SIKIN: Hangi meyveyi yerseniz yeyin mutlaka yarım kase yoğurdun içerisine doğrandıktan sonra yenilmelidir. Hangi tatlı olursa olsun, mutlaka üzerine limon sıkılarak yenilmelidir. Limon sıkılmış tatlı mutlaka yemekten önce aç karına tüketilmelidir. Tatlının üzerine normal öğününüze devam edebilirsiniz. Her gün mutlaka 20 dakika yürüyüş yapınız.

    Yasaklar :

    *Günde iki bardaktan fazla çay içilmemelidir. Kahve ancak 1 tane.

    *Turşu, karabiber, acı biber ve sütten en az iki ay uzak durunuz .

    *En az iki ay boyunca, bezelye, nohut, ıspanak, karnabahar ve brüksel lahanası tüketilmemelidir.

    *Her türlü kaymak ve yemeklerde katı yağ kullanımından uzak durulmalıdır. www.bugun.com.tr

    (Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu)

     

    Şeker hastalığı tedavisinde bir ilk

    Türk araştırmacılar, pankreastan elde edilen kök hücreleri, 'insülin üreten hücreye' dönüştürmeyi başardı...
    Türk araştırmacılar, kesin çaresi bulunamadığından insülin takviyesi yapılan şeker hastalığının tedavisine yönelik, pankreastan elde edilen kök hücreleri, ''insülin üreten hücreye'' dönüştürmeyi başardı.
    Kocaeli Üniversitesi Kök Hücre ve Gen Tedavileri Araştırma ve Uygulama Merkezi (KÖGEM) Müdürü ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Kök Hücre Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdal Karaöz önderliğindeki ekip tarafından deney hayvanları üzerinde başarıya ulaştığı çalışma, dünyanın sayılı bilim dergilerinde yayımlanarak tıp literatürüne girdi.

    TÜBİTAK desteğiyle yürütülen çalışmanın gelecekte insüline bağımlı şeker hastalığının tedavisinde uygulanabilir olacağı belirtiliyor.
     
    Prof. Dr. Karaöz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tip 1 diyabetin vücudun bakteri, virüs gibi vücuda yabancı organizmalarla savaşmak üzere programlanmış bağışıklık sistemi hücrelerinin herhangi bir nedenden dolayı insülin üreten hücreleri yabancı olarak algılayıp öldürmesi sonucu ortaya çıkan bir sağlık sorunu olduğunu anlattı.

    Tip 1 diyabetlilerin yaşamlarını dışarıdan insülin alarak devam ettirebildiklerini vurgulayan Karaöz, modern tıbbın mevcut olanaklarıyla total pankreas nakli dışında tip 1 diyabetin kesin tedavisinin mümkün olmadığını anımsattı.

    Karaöz, son yıllarda kadavra pankreaslarından ayrıştırılan adacıkların naklinin denendiğini ancak, sonuçların bekleneni karşılamaması nedeniyle bu sağlık sorunu bulunanlar için şimdiye kadar kesin bir tedavinin bulunamadığını ifade etti.

    Günümüzde bu hastalığı olan bireylerin insülin üretimi için yeni kaynaklar bulunması konusunda, kök hücrelerden bu hücreleri üretip hastaya nakletmenin en dikkati çeken uygulama olduğunu dile getiren Karaöz, bu amaçla başta ABD olmak üzere pek çok araştırma grubunun son on yılda yoğun bir çaba içine girdiğini söyledi.

    ''KEMİK İLİĞİNDEN İNSÜLİN HÜCRESİNE''

    Prof. Dr. Karaöz, Kocaeli Üniversitesi KÖGEM araştırmacılarının TÜBİTAK desteğiyle yürüttükleri proje kapsamında, tip 1 diyabet olarak bilinen insüline bağımlı şeker hastalığının ortaya çıkış nedeni ve tedavisine yönelik önemli kanıtlar elde ettiğini bildirdi.

    Kemik iliğinden izole edilen kök hücrelerden, ''insülin üreten hücre'' elde eden bir yöntem geliştirildiğini açıklayan Karaöz, çalışmalarında, şeker metabolizmasının kontrolünü sağlayan hücreleri barındıran pankreasta ''yerleşik adacık'' olarak adlandırılan yapıları, deney hayvanlarından elde ettiklerini bildirdi.

    Karaöz, şunları kaydetti:

    ''Çalışmamızın sonraki aşamasında, aynı deney hayvanlarının kemik iliklerinden kök hücreleri ayrıştırdık ve kök hücrelerle adacıkları laboratuvarda aynı kültür kaplarına yerleştirerek yaşamalarını sağladık. Böylece, insülin üretmekten sorumlu hücreleri içeren bu adacık dediğimiz hücre kümelerinden kaynaklanabilecek sinyallerle kök hücrelerin genetik programını etkinleştirerek insülin üreten hücreler yönüne dönüşmelerini sağladık.

    Yaptığımız ayrıntılı incelemelerde bu hücreler hem yapısal hem de işlevsel olarak insülin üretmekten sorumlu hücrelerle özdeştiler. Gelecekte diyabetik hastalardan elde edilecek kök hücreler, kadavralardan elde edilecek adacıklarla benzer yöntemlerle ortak kültür sistemi kullanılarak insülin üreten hücrelere dönüştürülebilir ve hastalara nakledilebileceğini düşünmekteyiz.''

    ''PANKREASTAN KÖK HÜCRE ÜRETİLDİ''

    Prof. Dr. Karaöz, projeleri kapsamında Türkiye'de ilk kez ve dünyada az sayıda laboratuvarın başarabildiği pankreas adacıklarından kök hücre elde etmeyi başardıklarını ve bir süre önce ''Cytotherapy'' dergisinde yayımlanan çalışmalarının bu alanda literatüre önemli katkılar sağladığını bildirdi.

    Bu hücreler üzerinde yaptıkları ayrıntılı moleküler düzeydeki çalışmalar ile çok ilginç ve yeni bilgilere ulaştıklarını anlatan Karaöz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ''Çalışmalarımız sürecinde adacıklardan elde ettiğimiz kök hücrelerin, aslında sadece bulundukları adacıklarda herhangi bir nedenden dolayı hasarlı hücrelerin yerine konmasında görev almayıp, şartlara göre insülin üreten hücrelerin savaşçı hücrelerce öldürülmesini kolaylaştırabildiğini ya da korunmasını sağladığına ilişkin dünya literatüründe şimdiye kadar tanımlanmamış fonksiyonlarını tespit ettik.''

    Karaöz, bu kök hücrelerin şeker hastalığının ortaya çıkmasında önemli rolleri olabileceğini düşündüklerini de ifade ederek, şimdiye kadar bu konuda dünyada gerçekleştirilmiş her hangi bir araştırma olmadığını söyledi.

    Pankreastan üretilen kök hücreler üzerinde yoğun olarak çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Karaöz, bu konuya ilişkin hazırladıkları yeni projenin de yine TÜBİTAK tarafından desteklendiğini belirtti.

    Yaklaşık iki yıl süren çalışmaları süresince 13 araştırmacının çalıştığını, çalışma verilerinin bir kısmının üç uluslararası dergide yayımlandığını kaydeden Karaöz, beş ayrı makalenin de yayımlanmak üzere olduğunu bildirdi.

    Karaöz, çalışmalarının önemi şöyle anlattı:

    ''Geliştirdiğimiz yeni metodolojik yaklaşımlar tıp literatürü için önemli. TÜBİTAK desteğinde yürüttüğümüz projeler kapsamında elde ettiğimiz bulgularımızın gelecekte insüline bağımlı şeker hastalığının tedavisine yönelik geliştirilebilir ve uygulanabilir olduğunu düşünüyoruz. Bu konudaki çalışmalarımıza yoğun şekilde devam ediyoruz ve verilerimiz evrensel bilim otoritelerince ilgiyle izleniyor.''

    KÖK HÜCRELER PANKREAS ADACIKLARINI DA KORUYOR

    Prof. Karaöz, dünyada yaklaşık olarak 44 merkezde diyabet hastalarına kadavradan adacık naklinin halen yapıldığını, ancak nakledilen adacıklarda önemli hücresel kayıpların oluşması nedeniyle bir süre sonra bu hücrelerin işlevlerini tamamen yitirdiğini belirtti.

    Bu kapsamda yürüttükleri başka bir çalışmadan da söz eden Karaöz, kök hücrelerden, insülin salgılayan hücreleri içeren pankreatik adacıkların canlılığını uzun süreli korumayı da dünyada ilk kez denedikleri yöntemle başardıklarını bildirdi.

    Prof. Dr. Karaöz, araştırmada elde ettikleri verilerin Nature grup dergilerinden Cell Death&Disease dergisinde Mayıs ayında yayımlanacağını da sözlerine ekledi.


    « Önceki |

    Blogcu ile yapıldı